
“Hocam ağrım var ama hâlâ yürüyorum. Biraz daha beklesem olmaz mı?”
Kalça ağrısı yaşayan hastalarımızdan bu cümleyi sık duyuyoruz.
Ağrı henüz günlük yaşamı tamamen durdurmadığı sürece birçok hasta doktora başvurmayı erteliyor. Yürüyebildiği, işe gidebildiği veya merdiven çıkabildiği için kalçasındaki problemin henüz önemli olmadığını düşünüyor.
Oysa vücudumuz hareketi sürdürebilmek konusunda oldukça başarılıdır. Bir eklem yeterince iyi çalışmadığında hareketi hemen bırakmak yerine, başka kasları ve eklemleri kullanarak eksikliği telafi etmeye çalışır.
Bu nedenle “Yapabiliyorum” ile “doğru ve sağlıklı şekilde yapabiliyorum” aynı şey değildir.
Vücut Ağrıya Uyum Sağlamaya Başlar
Kalçada ağrı veya hareket kısıtlılığı geliştiğinde yürüyüş biyomekaniği değişebilir.
Hasta bunu çoğu zaman fark etmez.
Ağrıyan tarafa daha kısa süre yük vermeye, adım uzunluğunu azaltmaya veya gövdesini farklı şekilde kullanmaya başlayabilir.
Bir süre sonra:
- Kalça çevresi kaslarda kuvvet kaybı,
- Hareket açıklığında azalma,
- Pelvis kontrolünde bozulma,
- Yürüme paterninde değişiklik
ortaya çıkabilir.
Hasta hâlâ yürüyordur. Ancak artık aynı biyomekanikle yürümüyordur.
Sorun Yalnızca Kalçada Kalmayabilir
Kalça, alt ekstremitenin mekanik zincirindeki en önemli eklemlerden biridir.
Kalçanın hareket kapasitesi azaldığında vücut bu kaybı başka bölgelerden telafi etmeye çalışır. Bel omurgası, diz ve karşı taraf kalça bu kompansasyondan etkilenebilir.
Örneğin kalça yeterince hareket etmiyorsa pelvisin hareketi değişebilir ve bel bölgesine aktarılan mekanik yük artabilir.
Benzer şekilde yürüyüş paterninin bozulması diz eklemindeki yük dağılımını da değiştirebilir.
Bu nedenle uzun süredir devam eden bir kalça problemi zamanla yalnızca kalçayı ilgilendiren bir sorun olmaktan çıkabilir.
Ağrının Şiddeti Hastalığın Evresini Her Zaman Göstermez
Burada önemli bir başka nokta daha vardır.
Hastanın hissettiği ağrı ile eklemdeki yapısal değişikliğin derecesi her zaman birebir paralel değildir.
Bazı hastalarda belirgin görüntüleme bulgularına rağmen ağrı uzun süre tolere edilebilir düzeyde kalabilir. Bazı hastalarda ise daha sınırlı yapısal değişiklikler günlük yaşamı ciddi şekilde etkileyebilir.
Bu nedenle yalnızca “Ne kadar ağrıyor?” sorusuna bakmak yeterli değildir.
Kalçanın;
- Hareket açıklığı,
- Kas kuvveti,
- Yürüme paterni,
- Günlük fonksiyonları,
- Görüntüleme bulguları
birlikte değerlendirilmelidir.
Erken Değerlendirme Neden Önemlidir?
Kalça ağrısıyla ortopediye başvurmak, kalça protezi ameliyatına karar vermek anlamına gelmez.
Tam tersine, özellikle erken dönemde amacımız mümkün olduğunca hastanın kendi eklemini korumaktır.
Problemin nedenine ve evresine göre egzersiz, fizik tedavi, kilo ve yük yönetimi, aktivite düzenlemeleri veya uygun hastalarda diğer eklem koruyucu tedaviler değerlendirilebilir.
Bazı kalça hastalıklarında ise problemin erken dönemde tanınması, ilerleyen dönemde kullanılabilecek tedavi seçenekleri açısından özellikle önemlidir.
Çünkü eklem koruyucu tedavilerin uygulanabileceği dönem sınırsız değildir.
Amaç Ağrının Dayanılmaz Hale Gelmesini Beklemek Değildir
Bir hastanın hâlâ yürüyebiliyor olması elbette olumlu bir bulgudur.
Ancak ortopedik değerlendirme için yürümenin tamamen bozulmasını veya ağrının dayanılmaz hale gelmesini beklemek gerekmez.
Asıl amaç, fonksiyon kaybı belirginleşmeden önce problemin nedenini anlamak ve mümkünse eklemin mevcut biyolojik ve mekanik rezervini korumaktır.
Bu nedenle erken değerlendirme, cerrahiye daha erken ulaşmanın değil; cerrahi dışındaki seçenekleri değerlendirebilmenin fırsatıdır.
Sonuç
Kalça ağrısına rağmen yürüyebiliyor olmanız, kalçanızda önemli bir problem olmadığı anlamına gelmez.
Vücudumuz uzun süre kompansasyon mekanizmaları geliştirerek hareketi sürdürebilir. Ancak bunun karşılığında kas kuvveti azalabilir, yürüyüş biyomekaniği değişebilir ve mekanik yük başka eklemlere aktarılabilir.
Bu nedenle kalça ağrısında hedef, “Artık yürüyemiyorum” noktasına gelmeyi beklemek değildir.
Doğru zamanda yapılan değerlendirme, kendi ekleminizi koruyabileceğimiz dönemi kaçırmamak açısından önemlidir.



